Page 163 - ELİT TÜRKÇE DİL BİLGİSİ 3 ÖĞRETMEN
P. 163

3. SINIF                             27. HAFTA                                  Adı: ............................................
                                                                                               Soyadı: ...................................
           TÜRK ÇE                                 OKUMA ETKİNLİĞİM                             Sınıfı: ......................................



                                  SAKLAMBAÇ




               Oğuz  duvara  doğru  dönüp  gözlerini

           yumdu. Sonra da saymaya başladı:

               —  Önüm,  arkam,  sağım,  solum  sobe!
           Saklanmayan ebe! 1! 2! 3! 4...

               Oğuz  yirmiye  kadar  saydıktan  sonra

           gözlerini açtı. Sonra da arkadaşlarını ara-

           maya başladı. Onları görünce, sobe de-

           mesi gerekiyordu. Eğer, Oğuz görmeden

           duvara gelip dokunurlarsa Oğuz, yeniden

           saymaya başlayacaktı. Bu yüzden Oğuz
           dikkatle etrafa baktı. Çok geçmeden de

           ilk  kişiyi  gördü.  Gördüğü  kişi,  Mete’ydi.

           Bir ağacın arkasına saklanmıştı. Yaprak-

           ları kendine siper ettiği için görünmesi çok zordu. Zaten kıyafeti de yeşildi. Sadece tek bir hatası

           vardı. O da parlak kırmızı ayakkabılardı. Güneş vurunca parlayan bu ayakkabıları Oğuz hemen
           fark etti. Sonra sobe diye bağırdı. Mete bulunmuştu ama Nehir hala bulunmamıştı. Peki ama

           Nehir neredeydi? Oğuz bahçenin her yanına baktı. Bir türlü onu göremedi. Bir süre sonra Oğuz,

           bahçede bakmadığı tek yer olduğunu anladı. Sonra yavaşça kafasını kaldırdı. Bir de ne görsün,

           Nehir dallardan birine sarılmış bekliyordu.

               Oğuz hemen sobe diye bağırıp duvara koştu. İkisini de bulmuştu. Artık sıra yeni ebeyi seç-

           meye gelmişti. Oğuz, Mete’yi yeni ebe seçti. Sonra da oynamaya devam ettiler. Saklambaç

           oynamayı o kadar sevdiler ki vaktin ne kadar çabuk geçtiğini anlamadılar. Neyse ki Nehir’in
           annesi onlara limonata getirmişti. Afiyetle limonataları içtiler. Tam da bu sırada Nehir konuş-

           maya başladı:

               — Ne kadar güzel bir oyunmuş. İyi ki öğretmenimiz bu oyunu tavsiye etti. Aslında başka

           oyunlar da var. Dokuztaş, üçtaş, yakartop gibi. Sonra onları da oynarız.











                                                                                                               163
   158   159   160   161   162   163   164   165   166   167   168