Page 111 - 6.Sınıf Dorya Türkçe Sınıf İçi Uygulama Klavuzu_edited_edited
P. 111

Bilgi Verici Metinler, Hikâye Edici Metinler


                  Alıştırma - 3


             Aşağıdaki paragrafların hangi metin türüne ait olduğunu yazınız.
             1.  Hun ülkesinin kuzeyinde So adı verilen bir ülke vardı. Burada, Hunlarla aynı soydan olan Göktürkler otururdu. Bir gün
             Göktürkler So ülkesinden ayrıldılar. Bu sırada başlarında Kağan Pu adlı bir yiğit vardı. Kağan Pu’nun on altı kardeşi bulunu-
             yordu. On altı kardeşten birinin annesi bir kurttu. Annesi Göktürklerce en kutsal yaratıklardan biri olarak bilinen ve böyle
             kabul edilen bir kurt olduğu için delikanlı, rüzgârlara ve yağmura söz geçirir; bu iki kuvveti buyruğu altında tutardı.
                            …………………………………………………………………………………………….

             2. Vaktiyle bir falcı; şehrin kralına, kızını bir yılanın zehriyle öleceği kehanetinde bulunur. Kızını çok seven kral, kızını korumaya
             almak için Salacak açıklarındaki kayalıklara bir kule inşa ettirir ve kızını bu kuleye yerleştirir. Günlerden bir gün, şehirden
             kuleye gelen bir meyve sepetinden çıkan yılan, kızı sokar ve kız ölür.

                             …………………………………………………………………………………………..
             3.                                                              İstanbul, 21 Haziran 1974

             Sahaflarda Emil Ludvvig’in Juillet 1914 adlı kitabını bularak aldım. Böyle bir kitabı Paris’te bile bulamam. Fransızlar tükenen
             bir kitabın yeni bir baskısını kolay kolay yapmıyorlar. Gerçi romanlar bu eğilimin dışında ama sanırım Ludvvig gibi yazarları
             okumak isteyecek yeni okurlar vardır. Bu, bana şunu da düşündürttü: İnsanoğlu kültürünü istediği gibi değil, bulabildiği
             kitaplara göre ayarlayabilir.
                             …………………………………………………………………………………………..

             4. …………(Ali Rıza Bey’in kızlarında yaprak dökümü kendini göstermektedir.)
             Leyla, artık her gün kadife mantosunu giyiyor; başını alıp sokak sokak geziyordu. Ali Rıza Bey, ilk zamanlarda bu gezintilere
             ses çıkarmıyordu. Ne yapsın çocuk, dertli idi. Kırlarda, sokaklarda rastgele dolaşmak kadar hiçbir şeyin gam dağıtmadığını
             tecrübeleriyle biliyordu. Öyle de olmasa Dolap Sokak’taki ev oturulur gibi değildi. Hele kısa kış günlerinde öğleden iki saat
             sonra odalar, lambasız oturulamayacak kadar kararıyordu. Böyle olmakla beraber zaman geçtikçe Ali Rıza Bey’de düşünceler,
             korkular uyanıyordu. Bir genç kızın bu kadar fazla dolaşması doğru bir şey değildi. Hele ara sıra çok gecikiyordu. Sonra eski
             sosyeteye devam edenlerden bazılarıyla tekrar ahbap olmuştu.
                             …………………………………………………………………………………………..

             5. Görmüş geçirmiş, anasının gözü bir horoz
               Tünemiş bir ağacın dalına.
               Kurnaz tilki, sesini yumuşatarak ona
               Dedi ki: “Kardeşçiğim, artık dostuz;
               Barış oldu hayvanlar arasında.
               Müjde getirdim sana, in de bir öpüşelim;        ………….................................................…………………
               Ama Allah aşkına oyalanma;
               Çünkü bilirisin ya, başımdan aşkın işlerim.
               Oysaki siz serbestsiniz daima,
               İşleri düşünemeyebilirsiniz;
               Hem artık size yardım da ederiz.
               Ama kuzum, in de aşağıya bir
               Doya doya öpeyim gözlerinden.”           …………………………………………………


                                                                                                               111
   106   107   108   109   110   111   112   113   114   115   116