Page 108 - 6.Sınıf Dorya Türkçe Sınıf İçi Uygulama Klavuzu_edited_edited
P. 108

Bilgi Verici Metinler, Hikâye Edici Metinler


                  Alıştırma - 1


             Aşağıdaki paragrafların hangi metin türüne ait olduğunu yazınız.
             1. Mine Soysal, yazar ve yayıncı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirdikten sonra bir süre arkeolog, araştırmacı
             olarak çalıştı. Türkiye’nin farklı bölgelerinde kazı ve yüzey araştırmalarına katıldı. 1996’da Günışığı Kitaplığı’nı kurdu. Çocuk
             edebiyatımızda önemli yer edinen birçok kitabın editörlüğünü üstlendi. Bugüne kadar on binlerce öğrenciyle interaktif
             tartışma programları yapan Soysal, Günışığı Kitaplığı’nın genel yayın yönetmenliğini yapıyor.
                            ……………………………………………………………………………………………..


             2. Klarnetin sesini takip edin!
             08.12.2016 Perşembe

             ABARTMIYORUM. Türkiye’de sanat adına atılan bir adım, başka alanlardaki bin adım değerindedir. İnsanoğlunu uygarlık
             düzeyine çıkaran, onu eğiten, ona insanı ve dünyayı sevmeyi öğreten, hoşgörü kazandıran en önemli öge sanattır. Fırça
             tutan, kalem taşıyan, taşı yontan, yayını çeken, sazını üfleyen birinin eli topa, tüfeğe gitmez.

             Vahşeti ortadan kaldıracak tek çözüm sanatı yaygınlaştırmaktır.
              Atatürk’ün sanatı/sanatçıyı nasıl yücelttiğini tekrarlamaya gerek var mı?

                              ………………………………………………………………………………………


             3. Gent Üniversitesinden Prof. Arne Roets, 40 deneği bir bilgisayarın önüne oturtuyor ve ipuçlarını kullanarak bazı rakamları
             tahmin etmelerini istiyor. Denekler, bazı durumlarda rakamları doğru tahmin edip etmediğini biliyor; bazı durumlarda ise
             bilmiyor. Bu sırada profesör, deneklerin kalp atışlarını ve derideki hareketliliklerine bakarak onların stres seviyesini ölçüyor.
             Deney sonunda keşfediyor ki bir grup denek, deneyin sonucunu öğrenemeyince strese giriyor, diğer grup ise girmiyor.
                                …………………………………………………………………………………


             4. Delhi Havaalanı’na sabaha karşı iniyoruz. İnsan kalabalığı, kokular, renkler ve kültürlerden oluşan bir karmaşa beklerken
             son derece sakin, modern bir havaalanında buluyoruz kendimizi. Dışarı çıktığımızda ise yüzümüze çarpan (sabah serinliğine
             rağmen) 35 derece sıcaklık ve üzerimize üşüşen Riksha (üç tekerli, bazen motorla bazen insan gücüyle çalışan bisiklet-
             taksiler) şoförleri karşılıyor bizi. Dersimize çalıştık, eğer etrafta resmi bir Riksha durağı varsa (ki havaalanlarında mutlaka
             var) sokaktan Riksha çevirip kazık yememek lazım. Duraktan bir Riksha’ya binip bizi eski şehrin turistik merkezi olan Pahar
             Ganj’a götürmesini istiyoruz.
                              ………………………………………………………………………………………


             5. Kendimizi kaptırmamaya çalıştığımız çocukça, yakışıksız bir durumumuz vardır: Dertlerimizle kendimizi dostlarımıza
             acındırmak, kendimize vah vah dedirtmek. Başımıza gelenleri büyütür, şişirir, karşımızdakini ağlatmak isteriz neredeyse.
             Başkalarını kendi dertleri karşısında soğukkanlı gördük mü överiz ama soğukkanlılığı bizim dertlerimize karşı gösterdiler
             mi darılırız, kızarız. Dertlerimizi anlamaları yetmez, yanıp yakınmalarını isteriz. Oysaki insan sevincini büyüterek anlatmalı,
             üzüntülerini küçülterek. Kendini yok yere acındıran gerçekten dertli olunca acınmamayı hak eder.

                              ………………………………………………………………………………………





              108
   103   104   105   106   107   108   109   110   111   112   113