Page 134 - 7.Sınıf Dorya Türkçe Sınıf İçi Uygulama Klavuzu_edited_edited
P. 134
Hikâye Edici ve Bilgi Verici Metinler
Kılavuz Bilgi
Anı (Hatıra): Genellikle tanınmış kişilerin yaşadıkları çok sonradan kaleme aldıkları, tarihî belge niteliğindeki yazılardır.
Destan: Halkın inanışına dayanan, içerisinde olağanüstü unsurlar bulunan ve coşkulu bir anlatımın olduğu yazı türü-
dür.
Efsane (Söylence): Gerçek bir olaydan yola çıkılıp zaman içerisinde olağanüstülükler kazanan yazı türüdür. Genellikle
söyleyeni belli değildir.
Tiyatro: İnsan hayatını konu edinen, belli bir yerde ve zamanda toplanan seyircilerin önünde, oyuncuların temsil etmesi
amacıyla yazılmış yazı türüdür. Konusu bakımından dram, komedi ve trajedi olmak üzere üçe ayrılır. Dram, hayatın acıklı
ve gülünç yanlarını, komedi hayatın gülünç yanlarını, trajedi ise hayatın acıklı yanlarını konu alır.
Alıştırma–2
Aşağıdaki paragrafların hangi metin türünden alındığını sıralı nokta ile gösterilen yerlere yazınız.
Lidya Kralı Midas zamanında, kentin yönetici seçimi vardır. O zamanın Gordion kentinin ünlü âlimi bir kehanette bulunur.
Kentin ve ülkenin gelecekte kralı olacak kimse bu gece yarısına doğru saman yüklü bir arabayla kente girecektir. Kâhinin
bu kehaneti üzerine bütün kent halkı gece uyumaz, sabaha kadar kente gelecek yeni kralı beklemeye başlarlar. Gordion
adındaki çiftçi, hazırladığı samanını kentte satmak için sabah erkenden yola çıkar. Gecenin karanlığında yolculuğunu
sürdürerek kente gelir. Bu çiftçi ünlü Kral Midas’ın babasıdır...
………………………………………………………………………………………………………………………………
Güneşin yavaş yavaş denize doğru inmeye başladığı sırada, birden hareketlendi kalabalık. “Atatürk geliyor! Atatürk geli-
yor!” sesleri yükseldi. Kalabalığın iki yana çekilerek kendisine açtığı daracık alanda ilerlemeye çalışan Atatürk, öğrencileri
selamlayarak ilerledi. Çevresine bakındı, balkonu fark edince oraya yöneldi. Balkondakiler biraz daha sıkışarak hemen ona
yer açtılar. Atatürk, mutlu bir gülümsemeyle çevresini süzdü. Bütün dikkatleriyle kendine bakan öğrencilere, “Nasılsınız
gençler?” diye sordu...
………………………………………………………………………………………………………………………………
Büyük Hun Hakanlarından birinin iki kızı vardı. Kızlarının ikisi de birbirinden güzeldi. Bu iki kızın da ancak ilahlarla ev-
lenebileceğine inanıyor ve bu kızların insanlar için yaratılmadığını söylüyorlardı. Hakan da aynı şekilde düşündüğü için
kızlarını insanlardan uzak tutmanın çarelerini aradı. Ülkesinin en kuzey ucunda, insan ayağı az basan veya insan ayağı hiç
görmeyen bir yerinde, çok yüksek bir kule yaptırdı. Kızların ikisini de bu kaleye kapattı. Ondan sonra da aklınca inandığı
tanrısına yalvarmaya başladı...
………………………………………………………………………………………………………………………………
134

