Page 23 - Son Kitap
P. 23
İYİLİĞİN KARŞILIĞI
Hava çok sıcak, tam dondurma havası. Annemden dondurma almasını istedim. Canım
annem kıyamadı, hemen aldı. Küçük şeylerle mutlu oluyorum ben. Dondurma da öyle
mutlu etti beni işte.
Akşam yemeği hazırlığı yaptık annemle. Ben salatayı yaptım. Yemekleri annem yaptı.
Akşam oldu, babam geldi, koşarak kapıyı açtım. “Canım kızım, Hicran’ım” diye sarıldı
bana. Ben de babama.
Annem ve babamla güzel bir akşam yemeği yedik. Sohbet ettik. Ta ki lambadaki sal-
lantıyı fark edinceye kadar. Hepimiz panikledik. Ne yapacağımızı bilemez olduk.
Annem babama sesleniyordu. “Adem, çocuğu güvenli bir yere koy!” Babam beni ku-
cağına aldı, annemi de sakinleştirmeye çalışıyordu. “Yasemin sakin ol, şimdi geçecek.”
Babam beni ve annemi yemek masasının altına yerleştirdi. Sarsıntı uzun ve korkutu-
cuydu. Bir dakikaya yakın sürdü. Durduğunu anlayınca kendimizi hemen bahçeye attık.
Babam beni kucaklayarak çıkardı dışarıya. Ama o da neydi? Etrafımızda yıkılan evler,
toz bulutları, göğe yükselen çığlıklar! İçimi daha büyük bir korku almıştı. Oyun oyna-
malar doyamadığım sokağımız, savaş alanına dönmüştü.
İlk şaşkınlığım geçince babam AKUT’ u ve ambulansı aradı. Ama o da neydi!! Kuşum
Maviş içerde kalmıştı. Annem, “Kızım sakın korkma, yanındayız, ağlama” diyordu.
Ama ben sadece “kuşum” diyebildim. Canım annem anlamıştı, koşarak eve girdi.
Komşularımızın “İçeri girmen tehlikeli” seslerine aldırış etmedi. Bir koşu, can havliyle
kafesi kapıp geldi yanımıza. O kadar mutlu olmuştum ki…

