Page 23 - AKADEMİA Sayı 4
P. 23

FİLM TANITIMLARI

                                                                              THE




                                                                     LOBSTER





                                                   Film,  partneri  ölen  ya  da  terk  edilen  yani  bir  şekilde  “çift”
                                                   durumundan  çıkan  bireyleri  anlatıyor.  Bu  kişiler  bir  otele
                                                   yerleşip  orada  45  gün  boyunca  kalıyorlar  ve  kendilerine  birer
                                                   eş bulmaları şartlanıyor. Bu süre içinde otele yeni girenlerin tek
                                                   eli bağlanıyor ve böylece tek olmanın işlevsizliği gösterilmeye
                                                   çalışılıyor. Kendilerine verilen süre içinde eş bulamayan kişiler
                                                   otele  girdikleri  gün  seçmiş  oldukları  hayvana  dönüştürülüyor.
                                                   Otelde  kaldıkları  süreleri  uzatmak  için  de  “yalnız  avı”na
                                                   çıkıyorlar.  Yalnız  insanları  avlayıp  yani  öldürüp  otelde  kalma
                                                   sürelerini  bu  şekilde  uzatıyorlar.  Ayrıca  film  sırasıyla  otel,
                                                   orman ve şehirde geçen bir distopya örneğidir ve filmin geçtiği
                                                   zaman  hakkında  bir  fikrimiz  yoktur.  Bu  da  yönetmenin  filmin
                                                   konusunun  evrenselliği  ve  zamansızlığı  üzerine  yaptığı
                                                   vurguyu bizlere aktarıyor.

        Film  aile,  eş  ve  aşk  kavramlarına  eleştirel  bir  yaklaşım  sunuyor.  Yönetmen  çift  olmanın  zorunlu  olduğu
        dünyadan (otel) tek olmanın zorunlu olduğu bir dünyaya (orman) sürüklüyor bizleri. Birbirinin zıttı dünyalar
        yaratarak  modern  ilişki  anlayışını  çok  uç  olan  örneklerle  gayet  sade  bir  şekilde  aktarıyor.  Modern
        toplumların, her türlü geleneksel ilişki kalıbını reddediyor ve bunu yaparken aynı zamanda eski birliktelikleri
        de  filmin  bir  parçası  olarak  ilave  ediyor.  Filmdeki  ilişkiler  dürüst  olmayan  temeller  üzerine  kurulmaya
        çalışılıyor bu da günümüz ilişkilerinin yozlaşmasını ironik bir şekilde eleştiriyor. Bir nevi modern dünyanın
        toplumsal sorunlarına yapılan taşlama niteliğinde bir film. Diğer yandan da filmde tam olarak anlatılmasa da
        insanların özünde kötü olduğu da sezdiriliyor izleyiciye. Herkes kendi çıkarı için başka kişilerin hayatını hiçe
        sayıp yalan söylemeye yöneliyor ve bunu çok rahat bir şekilde yapıyor.


        Film mizahı ve zalimliği birbiriyle yoğurup başarılı bir gerçek hayat simülasyonu da ortaya koyuyor. Aynı
        zamanda  da  film  kim  ve  ne  olduğumuzu  yüzümüze  acı  verici  bir  şekilde  vuruyor.  Acı  verici  olmasının
        sebebi ise filmdeki dünyanın aslında yaşadığımız dünyaya nazaran pek bir farkı olmayışı.

        Gerçekten  aşık  değilken  hayvana  dönüşmemek  için  eş  seçenler  ve  bir  diğer  yanda  yalnız  gezenlerin
        olduğu  ormanda  birbirlerine  aşık  değilmiş  gibi  davrananları  anlatır  aslında  film  ve  çok  etkileyici  olan
        cümleyle bu durumu şöyle özetler:

              “Bir şey hissetmediğiniz halde hissediyor gibi yapmak mı zordur yoksa bir şey
                             hissettiğiniz halde hissetmiyor gibi yapmak mı?”

















                                                                      Halime AKYÜZ 11/B
                                                            23
   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28