Page 20 - AKADEMİA Sayı 4
P. 20
ŞAL'IN FİLOZOFLARI
Thomas More'un bu kitabı bir başkaldırı gibidir, içinde bulunduğu toplumu
eleştirir ve kusurlarını, tüm aksiliklerini ortaya döker.
Kendisinin hayal ettiği bu toplum Orta Çağ İngiliz toplumuyla kıyaslanınca
her bakımdan üstündür. İngiltere devamlı İskoçya ve İrlanda gibi
düşmanlarıyla savaşırken Utopia halkı savaşmayı barbarca görür. İngiltere'de
insanlar eğitimsiz ve becerisizken her Utopia'lı en az iki zanaat veya ilim
bilmektedir. İngiltere'de soylu olmayan herkes berbat durumlarda yaşayıp
soylular lüks içinde yaşarken her Utopia'lı kimliği önemsiz olarak eşit
düzeyde ve refah içinde yaşar. Bu More'un ütopyasıdır ve eninde sonunda
onun idamına sebep olur. 1535 yılında bu fikirlerinin hem kilise hem de kral
ile ters düşmesi, onların düzenini eleştirmesi sebebiyle idam edillir. Son
anlarında dahi bir rönesans adamıdır Thomas More, öyle ki adet olarak onun
önünde eğilip ondan af dileyen cellatı yanağından öpüp onu bu dünyadan
erkenden kurtardığı için cellata teşekkür eder, ve mutlu bir adam olarak ölür.
Rönesans'a yapılan ilk katkılardan olan Utopia Thomas More ile beraber
ölmedi elbette, zira özellikle Rönesans ve Aydınlanma Çağı dönemlerinde
onun başlattığı ütopya edebiyatı daha da ilgi topladı. Bu dönemlerde zirve
yapan ütopya edebiyatı birçok defa düşünülmüş, yorumlanmış ve yeniden
farklı anlam ve kavramlarla keşfedilmiştir. Bu yeniden keşiflerden biri de
distopya konseptidir. Ütopyaya kıyasla yeni olan bu fikir ütopyanın tam
tersidir desek yanlış olmaz, zira ütopya kusursuz ideal toplumu anlatırken
distopya iyi bir yanı olmayan, acı ve kasvet içinde bir toplumu simgeler.
Distopya edebiyatı karşımıza genel olarak iki türde çıkar. Bunlardan ilki
distopya anlatımı, bu türde distopik bir toplumda çoğunlukla diktatöryel ve
faşist bir rejim söz konusudur. Ana karakterimiz bu toplumda yaşayan ezik ve
durumunu kabullenmiş, umutsuz biridir. Bu türün amacı bir hikaye anlatmak
değil, söz konusu toplumun korkunçluğunu okuyucuya aktarmaktır.
Genellikle kötü sonlanır ve kitap boyunca çok şey değişmez, olay örgüsü pek
ilgi çekici ve çarpıcı değildir. İkinci tür ise distopya hikayeleridir, yine
diktatöryel, bazen faşist, bir rejimde geçen kaçış veya devrim hikayeleri. Ana
karakterimiz bu türde içinde bulunduğu toplumun berbat halini fark etmiş ve
ülkeden kaçma ya da bu rejimi yıkma derdindedir. Kitap boyunca karakterin
bu amacı doğrultusundaki maceralarını okur okuyucu. Olay akışı ilginç ve
çarpıcı olmak zorundadır zira karakterin içinde bulunduğu dünyayı değil
yaşadığı olayları bir hikaye şeklinde okuruz. İyi veya kötü sonla bitebilir, bu
çoğunlukla karakterin başarılı veya başarısız olması anlamına gelmektedir.
Bir de bu iki türün yanında popüler bir alt dal olarak değerlendirilebilen
kıyamet sonrası senaryoları vardır. Bir çeşit kıyametle harap olmuş dünyanın
yıkıntılarını anlatır okuyucuya kitap. Bu türün hikaye olarak yazılması güçtür
zira çoğunlukla kurtarılacak bir şey kalmamıştır. Bu türün çoğu örneği söz
konusu felaketten sonra dünyanın nasıl bir yer olacağını anlatmaktan öteye
gidemez ve okura büyük bir içerik sunamaz.
Çınar VARLIK 9/D
20

