Page 13 - AKADEMİA Sayı 4
P. 13

FİLOZOF  TANITIMLARI
                                                   Örneğin  günümüzde,  ırkçılık,  cinsiyetçilik,  sağlamcılık
                                                   gibi ayrımcılık çeşitlerinin savunulamayacağı görüşünde
                                                   ortak  paydada  buluşabilsek  de  konu  türcülüğe  gelince
                                                   bireyler belki de konfor alanlarını terk etmekten çekindiği
                                                   için  ya  da  toplum  normları  sebebiyle  buna  alışageldiği
                                                   için  geri  planda  kalmayı  seçiyor;  harekete  geçenleri,
                                                   veganlığı/veganları,     aşırı     olarak     nitelendiriyor.
                                                   Dolayısıyla hayvanlarla aramızda nasıl bir ilişki olduğunu
                                                   incelememiz  gerekiyor.  Hayvanlar  kendi  yaşamlarının
                                                   biricik öznesi olan, hisseden, mutlu olan, üzülen ve bizler
                                                   gibi  acı  çeken,  özgürce  yaşamaya  hakları  olan,
                                                   insanlarla eşit olarak bedensel haklara ve sınırlara sahip
                                                   canlılardır.





           Yani  meseleyi  üretim  ilişkileri  doğrultusunda  tartışmadan  önce,  bu  ilkeleri  ve  hakları  kabul
           etmek  gerekir.  Elbette  endüstriyel  hayvan  ürünleri  üretimi,  hayvan  sömürüsünü  boyutlarını
           korkunç düzeye taşıyor. Endüstrileşmeye yönelik eleştiriler ve argümanlar hayvanların yaşam
           hakkını korumakta yetersiz kalarak ‘mutlu sömürü’ çiftliklerine sebep olma riskini taşımaktadır.
           Örneğin mutlu sömürü çiftlikleri reklamlarda bizlere gösterildiği gibi ineklerin özgürce yaşadığı
           iddia  edilen  ama  ardında  suni  tohumlamaya(adı  altında  cinsel  istismara)  uğramış  bir  anne
           ineğin,  yavrusunu  büyütmek  için  bedeninin  ürettiği  sıvının  bedeninden  zorla  alınması  ve
           yavrusunun  öldürülmesinin  devam  ettiği  çiftliklerdir.  Mutlu  sömürü  çiftliklerinde  sömürünün
           acısız,  insani  ya  da  merhametli  olduğu  düşüncesi  pazarlanmaya  çalışılsa  da  hayvanların
           bedensel  hakları  hala  gasp  edilmektedir.  Oysa  mutlu  sömürü  yoktur,  tüm  çıkar  gözetilerek
           yapılanlar  sömürüdür.  Yaşam  hakkı  mücadelesini  görmezden  gelip  hayvan  sömürüsünü
           yalnızca bir sistem mücadelesine indirgemesi hayvanlar için hiçbir kazanım sağlamayacaktır.








                                                               Bu noktada ise bireylerin sistematikleşmiş ve
                                                               meşru  kılınmış  sömürü  düzenine  karşı
                                                               bireysel     başkaldırışı      veganizm       ile
                                                               sağlanabilir.  Çünkü  tabağımızda  öldürülmüş
                                                               bir    hayvanın      bedeni      varken      hak
                                                               mücadelesinden          bahsedemeyiz.         Bu
                                                               keşisimselliğin içerisinde ise hayvan haklarını
                                                               savunmak veganlıktır.



                                                                                    Sena Hilal YÜCEL 11/C














                                                            13
   8   9   10   11   12   13   14   15   16   17   18